Kadir Gecesi Namazı

İbn Abbas (R.A.)’dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte

Resulullah (S.A.V.) şöyle buyurmuştur:

“Her kim Kadir Gecesinde iki rekat kılar da her bir rekatında bir Fatiha, yedi kere de İhlas okursa, selam verdiğinde ise, yetmiş kere: “اَســـــْتَغْفِرُ اللَّهَ وَاَتُــــوبُ اِلَيْــــهِderse, Allah-u Te’ala kendisini ve anne babasını affetmedikçe yerinden kalkmaz.
Allah-u Te’ala cennete melekler gönderir de onlar onun için ağaçlar dikerler, köşkler yaparlar ve ırmaklar akıtırlar. Kendisi de bunların tümünü görmedikçe dünyadan çıkmaz.” (Muhammed Hakkı en-Nazili, Hazinetü’l-esrar, sh:39)


(selamdan sonra 70 kere)
Estağfirullâhe ve etûbu ileyh.

O her şeyi işitir ve bilir.

Resulullah (S.A.V.) şöyle buyurdu:

Kim her sabah ve her akşam üç defa bu duayı okursa ona hiçbir şey zarar vermez.

(Ebû Dâvûd, Edeb, 101/5088; Tirmizî, Deavât, 13)

Bismillâhillezi lâ yedurru ma’a ismihi şey’ün fil erdi ve lâ fissemâi ve hüves-semi’ul alim.

Türkçe Okunuşu: Bismillâhillezi lâ yedurru ma’a ismihi şey’ün fil erdi ve lâ fissemâi ve hüves-semi’ul alim.

Anlamı: İsmi sayesinde yerde ve gökte hiçbir şeyin zarar veremeyeceği Allah’ın adıyla. O her şeyi işitir ve bilir.

Şaban-ı Şerif Ayı & Beraat Gecesi.

Ali (R.A.)’dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte

Resulullah (S.A.V.) şöyle buyurmuştur:

Şabanın yarı (on beşinci) gecesi olunca, gecesini (ibadetle) kıyamla* geçirin, gününüde oruç tutun.
Şüphesiz Allah-u Tebarake ve Teala o gece güneş batımından en yakın semaya (inmekten, çıkmaktan, hareket ve intikalden münezzeh olarak, Zat’ına yakışan bir inişle) iner de, fecrin doğuşuna (imsak oluncaya) kadar:

“Bağışlanmak isteyen var mı onu mağfiret edeyim, rızık isteyen var mı ki onu rızıklandırayım, belaya tutulan var mı ona afiyet vereyim, yok mu şöyle isteyen, yok mu böyle isteyen?!” diye nida eder.

Artık kim ne isterse mutlaka ona muradı verilir.

(İbni Mace, İkametü’s salat, no:1388, 1/444; Beyhaki, Şu’abu’l-iman, no:3542,3555, 5/354-362) [Şa’ban-ı Şerif Risalesi – Ahmet Mahmut Ünlü]

“Şaban-ı Şerif Ayı & Beraat Gecesi.” okumaya devam et

Mümin müminin aynasıdır.

Ebu Hureyre (R.A.) anlatıyor:

Resulullah (S.A.V.) şöyle buyurdu:

Mümin müminin aynasıdır, mümin müminin kardeşidir, (ihtiyaç duyduğunda) onun geçimini temin eder / zarardan-ziyandan korur ve arkasından da / gıyabında da elinden geldikçe onu savunur.

(Ebu Davud, Edeb, 49).

İmanlı kardeşin sana öğüt verirse tut. Ona muhalif olma, karşı durma. Kabul et. Sen hatanı göremezsin; ama o görür. İman sahibi yaptığı nasihatı doğru yapar. Kardeşine gizli kalmış hataları anlatır. Göremediklerini gösterir. İyi nedir, kötü nedir beyan eder, öğretir. Faydalı iş ile faydalı olmayanı tarif eder.
Halka nasihat etmeyi kalbimize getiren Sübhan ‘dır. Bu vazifeyi bize en büyük gaye kılan yine yüce Mevlamızdır.

Abdülkadir Geylani (K.S.)

Benim Rabbim de senin Rabbin de Allah’tır.

Bilâl b. Yahyâ b. Talha b. Ubeydullah”ın, babası aracılığıyla dedesi Talha b. Ubeydullah”tan naklettiğine göre,

Hz. Peygamber (S.A.V.) hilali gördüğünde şöyle derdi:

“Allah”ım! Hilali üzerimize bereket, iman, esenlik ve İslam ile doğur. (Ey hilal!) Benim Rabbim de senin Rabbin de Allah’tır.”

(T3451 Tirmizî, Deavât, 50)

Receb-i Şerif Ayının ilk cuma gecesi.

Enes ibni Malik (R.A.)dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte;

Resülullah (S.A.V.) şöyle buyurmuştur:

…Recebin ilk cuma gecesinden gafil olmayın, çünkü o meleklerin, kendisine (rağbet edilecek bol bahşişler, hediyeler ve mükafatlar anlamına gelen) “Regaib” ismini verdikleri bir gecedir. O gecenin üçte biri geçince, göklerde ve yerde bir melek bile kalmayıp hepsi Ka’be ve civarında toplanırlar.
O anda Allah-u Te’ala onlara bir tecelli ile muttali olarak: ‘Ey benim meleklerim! Benden dilediğinizi isteyin’ buyurur.
Onlar da: ‘Senden dileğimiz, recep orucunu tutanları mağfiret etmendir. (bağışlamandır) derler.
Allah Te’ala da: ‘Muhakkak Ben bunu yaptım’ buyurur.

(Hafız Muhammed İbnü’n-Nasır, Emali İbni’l-Husayn, Meclis no:14; Abdülkadir el-Geylani, el-Gunye, 1/331; Safuri, Nüzhetü’l-mecalis, 1/144; İbni Arrak, Tenzihü’ş-şeri’a, Salat:50, 2/90-92; Zebidi, İthafü’s-sade, 3/422-423; Zübdetü’l-va’ızin, el-Hobevi, Dürretü’n-nasıhin,sh:47)


Allah-u Te’ala recebin ilk cuma gecesi Hz.Muhammed ‘i (S.A.V.), annesinin rahm-i şerifinde (mübarek karnında)  yaratmak dileyince, cennetin bekçisi Rıdvan ‘a, Firdevs-i A’la ‘nın kapılarını açmasını emretti.
O zaman bir münadi, göklerde ve yerde:

Agah olun! Arap, Kureyşli ve Tıhameli, hidayetçi Muhammed Nebi ‘nin, kendisinden oluşacağı gizli ve saklı nur, bu gece annesi Amine ‘nin rahmine yerleşecektir.
Böylece onun yaratılması orada tamamlanıp, kendisi müjdeleyici ve uyarıcı olarak insanlara çıkacaktır. diye nida etti.

(Kastalani, el-Mevahibü’l-ledünniyye, 1/117-119; Zürkani, Şerhu’l-Mevahib, 1/124-125; Muhammed Rahmi, Enisü’l-celis, sh:193; Nu’man el-Alusi, Galiyetü’l-meva’ız, 2/120; Fethullah el-Bennani, Fethullah fi mevlid-i Hayri halkıllah, sh:108)

Kaynak:
Receb-i Şerif Risalesi – Resail-i Ahmediyye 15 – Ahmet Mahmut Ünlü

İmanın kabul edilmeyeceği zaman.

Ebu Hüreyre (R.A.) dedi ki;

Resulullah (S.A.V);
Güneş battığı yerden doğuncaya kadar kıyamet kopmaz. Güneş oradan doğup insanlar onu görünce, toptan hepsi iman ederler. İşte bu, hiçbir nefse imanının fayda vermeyeceği zamandır! buyurdu.

Sonra Resulullah (S.A.V.), “Rabbinin bazı alametleri geldiği gün, önceden inanmamış ya da imanında bir hayır kazanmamış olan kimseye artık imanı bir fayda sağlamaz.” (el-Enam, 8/158) ayetini okudu.

(Buhari, Tefsiru Sure-i En’am 9, Fiten 25,22; Müslim, İman 248(157), Fiten54(157))

(Yabancı) bir kadınla yalnız kalmayın.

İbn Abbâs’tan (R.A.) rivayet edildiğine göre

Resûlullah (S.A.V.) şöyle buyurmuştur:

Sizden biriniz, yanında mahremi bulunmayan (yabancı) bir kadınla yalnız kalmasın.

(B5233 Buhârî, Nikâh, 111; M3274 Müslim, Hac, 424)

Zikir Meclislerinde Bulunun

Müslim’in Ebû Hüreyre’den naklettiği bir rivayette

Resulullah (S.A.V.) şöyle buyurmuştur:
Allah Teâlâ’nın (diğer meleklerden ayrı olarak) zikir meclislerini araştırmak üzere dolaşan gezici melekleri vardır. Bunlar, bir zikir meclisi buldukları zaman, onlarla beraber otururlar. Kanatlarını onların üzerine açarak kendileriyle dünya semasının arasını doldururlar. Meclistekiler dağıldıklarında ise melekler tekrar semaya çıkarlar.

Allah Teâlâ, bildiği hâlde onlara:
–Nereden geldiniz, diye sorar.

Melekler de:
–Yeryüzündeki kullarının yanından geldik. Onlar tesbih, tekbir, tehlil ve hamd ederek seni zikrediyorlar ve senden dileklerde bulunuyorlar, derler.

Allah Teâlâ:
–Benden ne istiyorlar?
–Cennetini istiyorlar.

–Cennetimi gördüler mi?
–Hayır yâ Rabbi, görmediler.

–Cenneti görselerdi ne yaparlardı?
–Senden güvenceni isterlerdi.

–Benden neden dolayı güvence isterlerdi?
–Ateşinden yâ Rabbi!

–Ateşimi gördüler mi?
–Hayır, görmediler.

–Ateşimi görselerdi ne yaparlardı?
–Senden bağışlanma dilerlerdi.

Bunun üzerine Yüce Allah (C.C.):
–Ben de onları bağışladım, isteklerini onlara bahşettim ve korktukları şeye karşı onlara güvence verdim, buyurur.

(Bunun üzerine) melekler:
–Yâ Rabbi, zikir meclisinde bulunan filan kul çok günahkârdır. Oradan geçerken aralarına oturmuştu, derler.

Bunun üzerine Yüce Allah (C.C.):
–Onu da bağışladım. Onlar öyle bir topluluktur ki, meclislerinde bulunanlar da kötü olmaz, buyurur.

(M6839 Müslim, Zikir, 25)