Benim Rabbim de senin Rabbin de Allah’tır.

Bilâl b. Yahyâ b. Talha b. Ubeydullah”ın, babası aracılığıyla dedesi Talha b. Ubeydullah”tan naklettiğine göre,

Hz. Peygamber (S.A.V.) hilali gördüğünde şöyle derdi:

“Allah”ım! Hilali üzerimize bereket, iman, esenlik ve İslam ile doğur. (Ey hilal!) Benim Rabbim de senin Rabbin de Allah’tır.”

(T3451 Tirmizî, Deavât, 50)

Resulullah (S.A.V.)’in Tebük Savaşında Bir Hutbesi

Ukbe b. Amir El-Cuhedi ‘den:

Resulullah (S.A.V) ‘le beraber Tebük savaşına çıktık. Allah ‘ın Resulü, bir gün öncesinden uykusuz olduğu için bir yere uzandı ve ancak  güneş bir mızrak boyu yükselince uyandı.
Bilal ‘e;
-Ey Bilal! Ben sana fecri gözle demedim mi? dedi.
Bilal;
-Ya Resulallah! Sizin gibi bende uyuyakaldım, dedi.

Peygamber Efendimiz (S.A.V.) hareket emrini verdi ve az bir mesafe gittikten sonra sabah namazını kıldı. Ondan sonra Allah ‘a hamd ve senada bulundu ve şöyle buyurdu:

“-Ey nas! Sözlerin en doğrusu Allah ‘ın kitabıdır. Direklerin en sağlamı, takva kelimesidir. Dinlerin en hayırlısı, İbrahim ‘in dinidir. Sünnetlerin en hayırlısı, Muhammed ‘in sünnetidir. Sözlerin en değerlisi, Allah ‘ın zikridir. Kıssaların en güzeli Kur’an ‘dır. Amellerin en iyisi, farz olan amellerdir. Her şeyin en kötüsü, sonradan ortaya çıkanlardır. Davetlerin en güzeli, Peygamberlerin davetleridir. Ölümlerin en şereflisi, şehidlerin ölümüdür. Körlüğün en ağırı, hidayete erdikten sonra kişinin tekrar sapıklığa düşmesidir. İlmin en iyisi, faydalı olanıdır. Hidayetin en iyisi, emirlere uyulanıdır. Körlüğün en kötüsü, kalb körlüğüdür. Veren el, alan elden üstündür. Az ve yeterli servet, çok olan ve azdıran servetten iyidir. En kötü şey, ölürken yapılan mazeret beyanıdır ve pişmanlığın en kötüsü, kıyamet günü duyulan pişmanlıktır.

İnsanların kimisi namazı, vaktinin sonunda kılar. Kimisi de Allah ‘ı seyrek anar. Hatalarınen büyüğü yalan söylemektir. Zenginliğin en hayırlısı kalb zenginliğidir. Azıkların en iyisi takvadır. Hikmetin başı Allah korkusudur. Kalbde yer alan şeylerin en iyisi kesin inançtır. Şüphe ve kararsızlık küfürdendir. Ölüler için yüksek sesle ağlayıp dövünmek, cahiliyyet adetlerindendir. Devlet malına hiyanet etmek, Cehennemden ateş közlerini çalmaktır. Altın ve gümüşleri biriktirip zekatını vermemek, deriyi Cehennem ateşiyle dağlamaktır. Şiir, iblisin zurnalarındandır. İçki, kötülüklerin yuvasıdır. Kadınlar şeytanın tuzağıdır. Gençlik, deliliğin bir çeşididir. Kazançların en kötüsü, riba(faiz)dır. Yiyeceklerin en kötüsü, yetim malıdır. Bahtiyar, başkasından ders alandır. Bahtsız ise, annesinin karnında bahtsızdır.

Hepiniz nihayet dört zira(arşın)lık bir yere döneceksiniz. Her iş sonuyla ölçülüdür. Amellerde muteber(saygın) olan, amelin sonudur. Haber yayanların en kötüsü, yalan haber yayanlardır. Gelmesi muhakkak olan bir şey, uzak da olsa yakındır. Mü’min kişi ile sövüşmek fıskdır. Mü’min kişi ile dövüşmek küfürdür. Mü’minin etini yemek(gıybet etmek) Allah ‘a karşı gelmektir. Mü’minin kanı ne kadar haram ise, malı da o kadar haramdır. Kim kötü iş yapmak için Allah adıyla yemin ederse, Allah o kimseyi yalancı çıkarır. Kim bağışlarsa Allah da onu bağışlar. Kim affederse Allah da onu affeder. Kim öfkesini yutarsa Allah ona ecir verir. Kim musibete tahammül ederse Allah, kaybının yerini doldurur. Kim dedikoduları dinlerse Allah onu rüsvay eder. Kim sabrederse, Allah onun sevabını kat kat verir. Kim Allah ‘a karşı gelirse, Allah onu cezalandırır.

Allah ‘ım! Beni ve ümmetimi bağışla! Allah ‘ım! Beni ve ümmetimi bağışla! Allah ‘ım! Beni ve ümmetimi bağışla! Allah ‘dan kendime ve size mağfiret dilerim.”

Bu hadisi, Ebu Nasr Es-Seceri, (El-İbane’de) Ebu Derda ‘dan merfu’ olarak, İbn-i Ebi Şeybe, Ebu Nuaym (El-Hilye’de) ve Kudai’de (Şihab’da) İbn-i Mes’ud ‘dan mevkuf olarak rivayet etmişlerdir radiyallahu anhüm.

(Feyzü’l Kadir, c.II, s.179 ve Zadü’l-Mead, c.III s.7)

Dul kadınların ve yoksulların işlerine koş.

Ebû Hüreyre’den (R.A.) rivayet edildiğine göre

Hz. Peygamber (S.A.V.) şöyle buyurmuştur:

“Dul kadınların ve yoksulların işlerine koşanlar, Allah (C.C.) yolunda cihad etmiş gibi mükafat alırlar.”

Ravi, sanıyorum “(O kimseler), bıkmadan gece ibadet eden, ara vermeksizin oruç tutan kimse gibidir.” buyurdu, dedi.

(B6007 Buhârî, Edeb, 26; M7468 Müslim, Zühd, 41)

PEYGAMBER EFENDİMİZE SALAVAT GETİR.

Allah ve melekleri şüphesiz Peygambere salat ediyorlar. (O halde) ey iman etmiş olanlar, siz de ona salat edin ve tam bir teslimiyetle selam verin.
(Ahzab, 33/56)

(Salavat, Salat-ü selam getirmek için belirli bir vakit ve sayı yoktur. Kişi dilediği zaman ve istediği miktarda salat-ü selam getirebilir. Salat-ü selam için besmele çekme zorunluluğu da yoktur.)

Peygamber Efendimize (S.A.V.) en kısa şekilde, “Allahümme salli alâ Muhammed” veya “Sallallahü aleyhi ve sellem” ya da “Allahümme salli ve sellim ve barik ala seyyidina Muhammedin ve ala ali seyyidina Muhammedin bi adedi ilmik.” diye salat-u selam getirebilirsiniz. Dua kitaplarında ve çeşitli internet sitelerinde yer alan farklı salavat şekillerinin hepsi de caizdir, diyebiliriz. Yeter ki Hz. Peygamber (S.A.V.)’in şanına layık olsun. “Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin ala resulillahi Muhammedin (Bir milyon salat bir milyon selam resulullah’ın üzerine olsun)” şeklinde on sekiz defa tekrar edilen ve Abdulğani en-Nablusî’ye ait bir salavat-ı şerife de vardır.

 

Kulluğun Özü: Dua

Enes b. Mâlik (R.A.)’ten nakledildiğine göre

Hz. Peygamber (S.A.V.) şöyle buyurmuştur:
“Dua, kulluğun özüdür.”

(Tirmizî, Deavât, 1)

Müminin Nur’u.

Ebû Hâzim anlatıyor:

Ebû Hüreyre’nin arkasında idim. Namaz için abdest alıyordu. Kolunu koltuk altına kadar yıkadı.
Kendisine, “Ey Ebû Hüreyre! Bu nasıl abdest?” dedim.
Bana, “Ey Benî Ferrûh! Siz burada mıydınız? Sizin burada olduğunuzu bilsem böyle abdest almazdım.
Lâkin ben Dostumun (S.A.V.) şöyle dediğini işittim:
“Müminin ziyneti (nuru), abdest suyunun ulaştığı yere kadar varır.”

(M586 Müslim, Tahâret, 40)

Allah ve Elçileri Sözünden Dönmez!

Aişe’den (R.A.) şöyle rivayet edilmiştir:

Cebrail (A.S.), Resûlullah (S.A.V.)’i bir ara ziyaret edeceğini vadetmişti. Vakit geldiği halde o gelmemişti.

Resul-i Ekrem (S.A.V.) “
Allah ve elçileri sözünden dönmez!” diyerek elinde bulunan asayı yere attı. Sonra bir de baktı ki, sedirin altında bir köpek yavrusu var.

Bunun üzerine:
–(Ya Aişe), bu köpek buraya ne zaman girdi, diye sordu.
Ben de:
–Vallahi bilmiyorum, dedim. Emri üzerine köpek yavrusu evden çıkarıldı.

Hemen ardından Cebrail (A.S.) Resûl-i Ekrem (S.A.V.)’i ziyarete geldi.

Peygamber Efendimiz Cebrail (A.S.)’e hitaben:
–Geleceğini vadetmiştin, oturup bekledim ama gelmedin, deyince, Cebrail (A.S.):
–Evinde bulunan bir köpek, ziyaretime engel oldu.
Biz melekler,içinde
köpek ve resim/heykel bulunan bir eve girmeyiz, demiştir.

(M5511 Müslim, Libâs, 81)

Komşuna iyi davran.

Ebû Şüreyh el-Huzâî’den (ra) rivayet edildiğine göre

Hz. Peygamber (S.A.V.) şöyle buyurmuştur:

“Allah (C.C.)’a ve âhiret gününe inanan, komşusuna iyi davransın.
Allah (C.C.)’a ve âhiret gününe iman eden, misafirine ikram etsin.
Allah (C.C.)’a ve âhiret gününe iman eden, ya hayır söylesin ya da sussun.

(M176 Müslim, Îmân, 77)